Genel Bakış
Juan Rulfo'nun çığır açan romanından uyarlanan bu filmde, bir adam şiddetin ve hüsrana uğramış bir aşkın gölgesindeki bir şehirde babası Pedro Páramo'yu arar.
--------
Juan Preciado, a man who promises his mother on her deathbed to meet his father for the first time in the town of Comala, only to come across a literal ghost town. That is, populated by spectral characters.
LaCasaDePapel
tarafından oluşturuldu.
Terbiyeli Tavuk
Filmi izlerken birçok şey tam olarak kafanızda oturmamış olabilir; sizi anlıyorum. Ancak bu filmi, kitabını okumadan tam anlamıyla kavrayabilmek pek mümkün değil. Bu konuda gerçekçi olmak gerekiyor.
Gabriel García Márquez'i derinden etkileyen ve Yüzyıllık Yalnızlık'ın ortaya çıkışında önemli rol oynayan, yaklaşık 150 sayfalık Pedro Páramo romanını mutlaka okuyun önce. Kolay bir kitap olduğunu söyleyemem; ancak iyi bir edebiyat okuruysanız, okurken büyülendiğinizi hissedeceksiniz.
Fakat bu kitabı sıradan bir klasik roman okur gibi okumamalısınız. Her satır üzerinde düşünerek, zihninize kazıyarak ilerlemelisiniz. Çünkü kitap o kadar dolu doludur ki birçok eleştirmenin de belirttiği gibi, neredeyse hiçbir kelimesi boşa kullanılmamıştır. Romanın yoğun ve kusursuz sayılabilecek dili, en çok övülen yönlerinden biridir. Nitekim yazarın kendi ifadesiyle, romanın ilk taslağı çok daha uzundu; ancak daha sonra metni adeta budayarak bugünkü hâline getirmiştir.
Kitabı okurken zaman atlamaları, zaman kırılmaları, geçmiş ile geleceğin iç içe geçmesi, sık sık değişen anlatıcı bakış açıları ve büyülü gerçekçiliği haber veren birçok unsurla karşılaşacaksınız. İlk sayfalarda karmaşık gelen birçok şey, roman ilerledikçe yavaş yavaş yerli yerine oturmaya başlayacaktır. Satırlar ilerledikçe Juan Rulfo'nun başlangıçta kitaba neden Pedro Páramo değil de "Mırıltılar (Fısıltılar)" adını koymayı düşündüğünü anlıyorsunuz.
Juan Rulfo, bu eserle yalnızca Meksika edebiyatının değil, tüm Latin Amerika edebiyatının en etkili yazarlarından biri hâline gelmiştir. Roman, bugün hâlâ birçok yazarın ve okurun favori eserleri arasında yer alır. Gabriel García Márquez'in bu kitap hakkında söylediği şu söz de oldukça meşhurdur: “Kitabı bir gecede iki kez okudum, başka günler de defalarca okumaya devam ettim ve sonra iki yıl boyunca başka hiçbir şey okuyamadım.” Ardından şöyle devam eder: “Pedro Páramo'yu baştan sona ve sondan başa, tek bir satırını bile atlamadan okuyabilirdim.”
Umarım söylediklerim faydalı olmuştur. Bu kitabı çok sevdiğim için ben de birkaç kez okudum; ezbere bilmiyorum belki ama içeriğini zihnime oldukça iyi kazıdım. Bu nedenle filmi de bile isteye uzun süre beklettim, kendime koyduğum bir koşul ve haz alma isteminden ötürü. Nihayet bugün izledim ve gördüm ki kitabın neredeyse her anını hatırlıyorum. Yönetmen, senarist ve oyuncular eserin ruhunu ve atmosferini filme son derece başarılı bir şekilde yansıtabilmiş.